Geleneksel Okçuluk

Okçuluk ilk kez Osmanlı padişahı 2. Mehmet döneminde yarışma olarak düzenlenmiştir. 1451-1481 yılları arasında Osmanlı padişahı olan 2. Mehmet zamanında ilk kez okçuluk yarışma kurallarını hazırlamış ve okçuluk yarışma sahalarını yapılmıştır. İstanbul’un fethinden sonra sultan 2. Mehmet Ok Meydanı diye adlandırılan okçuluk alanını genişletmiş ve yeni düzenlemelerle daha güzel bir hale getirmiştir.

Tarihsel dokümanlarda en çok dikkat çeken 2 isim Tozkoparan İskender ve Bursalı Şüca’dır. Tarihsel Osmanlı yayları 800-900 metreye atış yapabilirken şu anki modern yayların bu mesafelere atış yapabilmesi pek mümkün değildir.

Dünyada ise okçuluğun spor olarak kabul edilmesi 1931 yılında uluslararası okçuluk Federasyonu’nun (World Archery) kurulması ile olmuştur. 7 ülkenin katılımıyla gerçekleşen toplantı Polonya’nın Lwow kentinde düzenlenerek dünya okçuluğunun temelleri atılmıştır. Merkezi İsviçre’nin Lozan kentinde olan Uluslararası Okçuluk Federasyonu’nun bugün 157 üyesi vardır. Türkiye 1955 yılında 16. üye olarak Federasyona katılmıştır. 2005 yılında yapılan seçimler sonucunda Türkiye Okçuluk Federasyonu eski başkanı Prof. Dr. Uğur Erdener başkan seçilerek Dünya okçuluğunu yönetmeye başlamıştır ve halen bu görevi sürdürmektedir.

Okçuluk ilk kez 1900 yılında olimpiyatlarda yer almış ve 1972 yılından itibaren de değişmez bir olimpik spor dalı olmuştur. Türkiye’de ise okçuluk 1920’li yıllarda Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (TİCİ) bünyesinde faaliyetlerini kısıtlı imkânlarla yürütmeye çalışmıştır.

Cumhuriyet Dönemiyle birlikte eski Türk okçularının ailelerinden gelen bazı okçular, aralarına gençleri de alarak, İstanbul’da bu geleneksel sporumuzu devam ettirdiler. Türk okçuluk tarihinin önemli isimlerinin torunları, bu spora yakın ilgi duyanlarla birlikte, 1937 yılında İstanbul’da, Atatürk’ün talimatı ile “Ok Spor Kurumu” nu kurdu.

Fazıl Özok’un 1953 yılındaki girişimleri sonucu, okçulukla ilgili çalışmalar yoğunluk kazandı. Okçuluk, Atıcılık Federasyonu’na bağlı olarak ve uzun süre bu çatı altında, Fazıl Özok yönetiminde kaldı. 08 Mayıs 1961 tarihinde Atıcılık Federasyonu’ndan ayrılarak, bağımsız bir federasyon olan Okçuluğun başkanlığına da Fazıl Özok getirildi. Fazıl ÖZOK 14 yıl sürdürdüğü hizmetten sonra başkanlık görevinden ayrıldı ve yerine önce Lütfullah KAYALAR daha sonra da Dr. Uğur ERDENER getirildi. 1981 yılında Fazıl ÖZOK yeniden başkanlık görevine döndü.

Bu dönemde, hareketli günler geçiren Türk Okçuluğu, yeniden Atıcılık Federasyonu çatısı altına girdi. Bundan iki yıl sonra, 1983 yılında tekrar bağımsızlığına kavuşan Türkiye Okçuluk Federasyonunda başkanlığına bir kez daha Dr. Uğur ERDENER getirildi ve 23 yıl aralıksız sürdürdüğü başkanlık görevinin ardından, 19 Haziran 2005 tarihinde Uluslararası Okçuluk Federasyonu Başkanlığı’na seçilerek, Türk spor tarihinde bir ilki gerçekleştirdi ve Türkiye Okçuluk Federasyonu Başkanlığından ayrıldı.

GELENEKSEL OKÇULUĞUN FARKI NEDİR

Modern okçuluktaki pratikler geleneksel okçuluktan oldukça farklıdır. Gerek ekipman gerekse ritüeller farklılıklar göstermektedir. Klasik okçulukta amaç düşmanı herhangi bir yerinden vurmak ve etkisiz hale getirmekken, spor okçuluğunda amaç spesifik bir hedefi vurmaktır.

Geleneksel okçuluk dini açıdan farklı bir yerde görülmektedir. Atış sırasında dahi “Ya Hak” zikrinin çekilmesi, okçuluğun bir geleneği olduğu gibi adeta faarzıdır.

Ancak günümüzde önemi yeniden hatırlanan geleneksel okçuluğumuz artık bir spor haline getirilmiş, çeşitli müsabakalara, festivallere konu olmuştur. Bununla birlikte devlet destekli yatırımlar ile okçuluğa ayrı bir boyut kazandırılmış, bu tarihi değer koruma altına alınmıştır.

GELENEKSEL OKÇULUĞUN EKİPLMANLARI

 Yay: Okun atışını sağlayan uçlarından bağlanarak çekilen alet.

Ok: Yay ve bağ kısmına takılarak çekilen bir ucu sivri, diğer ucu tüylü ekipman.

Zihkir: Ok çekimine yarayan başparmağa takılan yüzük.

OKÇULUĞUN TEDAVİ EDİCİ ÖZELLİKLERİ

Çocuklarımızdan bir dolu beklentimiz var ve onlara dair kurduğumuz hayallerimiz…

“Her şeyden önce kendine güvensin.”

“Disiplinli olsun, peşinden birilerinin koşturması gerekmesin.”

“Kız ya da erkek fark etmez, yeter ki sağlıklı olsun.”

“E tabii güzel olsun!”

“Güçlü kuvvetli olsun, tuttuğunu koparsın.”

“Sosyal olsun; odasına, bilgisayar ekranına bağlı kalmasın.”

“Sabretmeyi bilsin, her şeyi hemen istemesin.”

“Dikkatini derslerine versin, aklı havalarda gezinmesin!”

“Yeri geldiğinde eğlenmeyi de bilsin, sıkıcı birine dönüşmesin.”

“Sıradan olmasın, kendine özgü hobiler edinsin.”

“Engelleri aşmayı bilsin, kendisi ile barışık, güçlü durabilsin.”

“Tarihini, kültürünü bilsin. Değerlerine sahip, duyarlı bir çocuk olsun.”

“Hedefleri olsun, hırsla onların peşinden koşsun.”

 

Peki tüm bunlara sahip olmaları için biz onlara ne veriyoruz? Ne kadar yol gösteriyoruz?

Çocuğunuz çabuk sıkılıyorsa,

Güven sorunu yaşıyorsa,

Defalarca tekrar etmenize rağmen duymak istemiyorsa,

Şiddet içerikli oyun ve yayınlara ilgi duyuyorsa,

Hiçbir spor branşından mutlu olmuyorsa,

Kendi odasında yatmamak için bahaneleri varsa,

Çok çabuk hırçınlaşıyorsa,

Okçuluk onun için sihirli bir dokunuş olabilir…

Okçuluk çocuklarda yaşanan hiper-aktivite,

Dikkat dağınıklığı, güven eksikliği,

Davranış bozukluğu gibi sorunlara karşı uzmanlar tarafından tavsiye edilen bir spor dalıdır.

 

Ayrıca:

  • Doğru nefes almayı sağlayarak beyne giden oksijen miktarının artmasına yol açarak beynin verimli çalışmasını sağlar.
  • Statik ve dinamik çalışmayı birlikte kullanan bir spor dalı olduğundan vücuda dayanıklılık kazandırır.
  • Doğası gereği sakin bir spor olduğundan kalbin dakikadaki atım sayısını düşürür ve kalbi kuvvetlendirir.
  • El-ayak koordinasyonunu arttırıp ve bireye dik bir duruş temin eder.
  • Vücut için çok önemli olan Büyüme Hormonunun (GH) düzenli üretilmesine ve bu hormonun tetiklenmesiyle devreye giren pek çok hormonun da üretilerek vücudun sağlıklı işlemesine yardımcı olur.
  • Kas ve kemik yapısını sürekli çalıştırması ile onların zaman içinde zayıflamasını engeller.
  • Sporcular zor hastalanır, çabuk iyileşirler ve doğa şartlarına dayanıklıdırlar.
  • Stresi kovar, psikolojik rahatlama sağlar. Sporcuların mutlu hissetmeleri yalnızca psikolojik değil aynı zamanda biyolojik etkiler sonucudur.
  • Okçuluk, dikkat ve konsantrasyonu geliştirerek günümüzün problemi olan unutkanlık sorunu ile savaşır.
  • Omuz, sırt ve bacak kaslarını kuvvetlendirir, eklem ve tendonları sürekli çalıştırarak aktif olmasını sağlar.
  • Dik durmayı sağlar ve Omurga eğriliği tedavisine yardımcı olur.
  • Okçuluk yapan her insan kendi vücuduna hakim olmayı ve nasıl kullanması gerektiğini öğrenir.
  • Okçuluk sporunun yaşı yoktur, 9’dan 90’a her yaşta insan tarafından rahatlıkla yapılabilir. Stresle baş etmemize yardımcı olur ve eğlencelidir.
  • İnsanın kendisi ile yarıştığı bir spor olduğundan zorlukları yenmeyi öğretir.

Hedef farklı bir deneyim!

Çalışanlarınız belki de hayatlarında ilk kez yaşayacakları bu farklı deneyimin keyfine vardıkça okçuluk sporuna derinden bağlanacaktır…

Hedef, odaklanmak!

Okçuluk dikkat ve odaklanma özelliği kazandırır. Bu iki özelliğin de iş hayatındaki yansıması tartışmasız çok olumludur.

 Hedef; özgüven ve sorumluluk!

Ok atan kişi ciddi bir sorumluluk olan ok atma sürecini tek başına yaşar ve yönetir. Okçuluk bu süreçte özgüven ve sorumluluk alma duygusunu geliştirir

Hedef başarı!

Bir oku bir hedefe, nişan alarak gönderme hareketi, karar sürecyönetimi gerektirir. Sebep sonuç ilişkisinin kavranmasını sağlar. Ok sporu yapanlar, sonucu planlamayı öğrenir. Bu düşünme biçimi, başarma dürtüsünü harekete geçiren önemli bir etkendir.

 Hedef rahatlama ve stresten arınma!

Okçulukla gündelik yaşamın sorunlarından uzaklaşmak ve stresle mücadele etmek için ideal bir spordur. Aynı zamanda, iş yükünün oluşturduğu gerginliklerini azaltır. Çünkü̈ bir hedefi vurmak, tatmin duygusu yaşatmakla kalmaz, büyük bir zihinsel rahatlama da sağlar.

Hedef, sabretmeyi öğrenmek!

Okçuluk, sabır gerektiren bir spordur. Sabretmenin sonunda elde edilecek kazanımları öğretmek için ideal bir uygulama alanıdır.

 Hedef, sosyalleştirmek!

Okçuluk, her yaştan insanın ilgilenebileceği bir spordur. Yaş, sosyal statü̈ / ekonomik düzey vb. belirleyicilerden de uzaktır. Grup halinde yapılan okçuluk yarışları, ekip ruhunu geliştirir.

 Hedef, engel tanımaz!

Okçuluk engel tanımaz. Hedefleyen insan için engel diye bir şey yoktur. Bedensel engelli de olsa, her insan, okçulukla ilgilenebilir. Görme engelliler dahi, bu sporu yapabilmektedir. Okçuluk sporu yapanlar, hayattaki engellerle olduğu gibi, bedensel engellerle de barışık olmayı öğrenir.

 Hedef, 365 gün spor!

Okçuluk, kapalı ve açık alanda yapılabilir. Bu nedenle mevsimsiz bir spordur. Yılın her günü̈, antrenman yapılabilir.

Hedef, ekonomik bir spor olanağı sunmak!

Okçuluk amatör olarak ilgilenildiğinde oldukça düşük maliyetlerle yapılabilecek bir spordur. Personelin okçuluk konusunda teşvik edilmesi için kurumlarca yapılabilecek her türlü̈ maddi ve teknik destek, hem okçuluk sporunun yaygınlaşmasında etkili olacaktır.

1
Bizi Takip Edin:
20
Top
Bizi Arayın

Enjoy this blog? Please spread the word :)

WhatsApp chat